Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZEL
Hayat ölüm kadar ağır, kulaklar birbirinden sağır

“Bizim seninle hiç sabahımız olmadı. Hiç beraber uyanmadık, gözümüzü açar açmaz birbirimizi hiç görmedik biz. Hiç güzel günümüz olmadı, sıradan günümüz. El ele tutuşup sokaklarda biz hiç yürümedik seninle. Bağıramadım ‘Seviyorum’ diye, bağıramadım. Kendimize bile söyleyemedik. Biliyorum; sen bilsen ki dünyanın en güzel sabahları senin, yine de beni unutamazsın.”

“En kötüsü de ne biliyor musun? Sen O’na bakıyorsun, O başkasına…”

Ve aşk… Aşk nedir, eskir mi aşk? Ömürlük müdür, yoksa anlık mıdır? Değişir elbet… AmaSuskunlar bize ömürlük bir aşkı anlattı. “Bazı aşklar çocukluk değil, ömürlük olur,” cümlesi ile önümüze açtılar Ahu ve Ecevit’in rafta tozlanmış kitabını… Dokunmadan sevmek, uzak durmak zorunda olmak. Kimine göre fazla arabeskti Ahu ve Ecevit, kimine göre fazla sıkıcı… Bana göre inanılmaz bir aşk hikâyesi idi. İçinde imkânsızlık olan aşklar oldum olası daha fazla ilgimi çekmiştir zaten ama Ahu ve Ecevit’in tek metaforu imkânsızlık değildi. Ecevit, Ahu’nun içini görüyordu. Sevgiliden önce dost, âşıktan önce yoldaş olmuşlardı birbirlerine. Güzeldiler kısacası, derindiler, anlamlıydılar. Amma ve lakin bir kusurları vardı; bir türlü kavuşamıyorlardı. Nitekim sonları da hayatları gibi oldu. Onların sonu ta en başından belliydi. Ahu ve Ecevit’i severken Bilal’i de elimizin tersiyle itemedik. Ne zordu sen büyük umutlarla sevdiğine bakarken, O’nun başkasına bakması…

1 2 3 4 5 6
Tuğçe Usta
08/07/2014 14:20
YORUMLAR




DİĞER HABERLER