Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZEL
Ali & Selin: Dört Mevsim

Yaz gibiler; sıcacık ve masum ama sıcacık ve tehlikeli. Yüreklerindeki alev yeryüzünü ısıtmaya yetecek kadar büyükken; onlar bazen birbirlerini ama en çok da kendilerini yaktılar, bazense kendilerini ama en çok da birbirlerini ısıttılar.

Tanıyorlardı birbirlerini. Tarif de edebilirlerdi. Saçlarından, suratlarından, burunlarından, dudaklarından, gözlerinden, ellerinden bahsedebilirlerdi. Ne renk tişört giydiklerini, nasıl ayakkabılar tercih ettiklerini söyleyebilirlerdi. Birbirleri için ‘’şöyle müzikler dinler, şu filmleri sever, bu kitaba bayılır’’ da diyebilirlerdi. Ama size bir sır vereyim mi? Onlar daha fazlasını yaptılar. Somut verileri bir kenara bırakıp, baktıklarını değil de gördüklerini anlattılar. Belki yeri geldiğinde tezgahta duran elmanın tezgahta durup durmadığını bile sorgularlarken, bu kez yalnızca beş duyularını kullanmayı reddettiler. Çünkü çok sevdiler. Çıktıkları bu yolculukta yolun sonu belirsizdi. Uçurumdan mı yuvarlanıyorlardı yoksa yuvarlanmamak için el ele verip atlıyorlar mıydı? Bilmiyorduk.

Hepimizin bildiği tek şey; Ali, Selin ve bu yolculukta onları yalnız bırakmayan, kalplerinden bavullarına kendi elleriyle serpiştirdikleri duygularıydı.

Bazen üzülecek gibi oluyorum. Zihnim ilk bölümlerden itibaren geldikleri noktayı hızla tararken, dudaklarımdan tam ‘’ben eski, masum Ali ve Selin’i özledim’’ cümlesi çıkacak gibi oluyor, yutuyorum. Çünkü bir bakıyorum, içlerindeki onların izni olmadan bir şeyleri kırıp döken ya da tamir eden ama ne olursa olsun seven masumiyet aslında hiçbir yere gitmemiş. Ali ‘’Sevgi görmeye alışkın değilim ben, belki onun hoyratlığıdır bu’’ diyor. Sonra da ‘’O küçük çocuğu sen çıkardın ortaya Selin. Sen çağırdıkça geliyor. Bunun için, beni benimle yalnız bırakma’’… İyice emin oluyorum.

1 2
Deniz Dursun
09/09/2015 13:42
YORUMLAR




DİĞER HABERLER