Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZETLİYORUM
Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol!
Sezon: 2 Bölüm: 56

Bölümden kalanlar...

-En keyif aldığım sahne Defne ve Ömer'in birlikte resim yaptıkları sahneydi. Her şeyden arınıp yeniden kendileri oldular sanki. Eskisi gibi...

-İso'nun Ömer'e olan tepkisini anlamaya çalışıyorum. Azıcık anlıyorum da, ama Defne'ye bu kadar tepki göstermesi tuhaf geliyor. Dost dediğin yanlış gördüğünü söyler, fikrini beyan eder, ama kendi fikrini dayatmaz. Yine de ne olursa olsun hep Defo’ciğinin yanında olacağını biliyorum.

-Yalnız Ayşegül'e fena abayı yakan İso'nun sanırım Defne'den önce bir omuza ihtiyacı olacak. Bizim tanıdığımız İso evli bir kadına asla yaklaşmaz ve bir ilişki yaşamaz, ama bütün bunları izlememizin de bir nedeni var elbet. İzleyip anlayacağız. Pek yakında^.^

-İso'ya Defne'nin omzuyla beraber bir destek de Sadri Usta'dan gelecektir diye düşünüyorum. Sonuçta dizimizin en bilge kişisi o. Gösterecektir bilgeliğini...

-Fincanda kahve pişirmek ilk defa gördüğüm bir şeydi. Bir Türk kahvesi bağımlısı olarak mutlaka deneyeceğim. Yine sayende bir şey öğrendik Kiralık Aşk.

-Hep söylüyorum Kiralık Aşk asla sadece bir dizi değildir. Bu bölümde de Marcel Proust Albertine Kayıp'tan girdik Orhan Veli Kanık'tan çıktık. Bölümdeki sahaf sahneleri ise ayrı bir keyifti. İzlerken o kitapların eski kokusu burnuma kadar geldi. Eğer içinizde hiç sahafa gitmeyen varsa şiddetle tavsiye ederim mutlaka gidin lütfen. Hele bir kitapseverseniz gittiğinizde ne demek istediğimi anlayacaksınız.

-Her ne kadar o sütlü nuriyeli hırsızlık sahnelerine uyuz olsam da ve tüm çılgınlığına rağmen Defne'ye hiç yakıştıramasam da sonunda bize baklava çalan çocukların aldığı anlamsız cezayı hatırlattığı için minnettarım. İşte bu yüzden Kiralık Aşk hep çok özel ve hep özel kalacak.

-Koriş'in Stil Vagonu'na giriş ve Seda ile olan sahnelerine bayıldım. Korişimizin gözünden hiçbir şey kaçmıyor evelallah^.^ Neriman ile de biraz daha az vakit geçirmelerini istiyorum artık. 

-Neriman ise bildiğimiz Neriman işte. Kötü, kötü, kötü, hep kötü! Kötülüğünde de boğulacak inşallah! Necmi'den hala umutluyum. Partiden nasıl alıp götürdüyse başkalarının hayatına karışmamasını da öyle sağlar inşallah!

-Kaç bölümdür yazacağım atlıyorum hep... Aytekin müthiş bir karakter olmuş. İzlerken çok eğleniyorum ve ondan da ilerleyen bölümlerde sürprizler bekliyorum.

-Şükrü çok tatlıydı bu bölüm. Geçen bölüm Defne Ömer'in evine nasıl bu kadar kolay girebildi diye düşünürken Şükrü'den aldık cevabı. Şükrü'nün bizimkilere bir konuda daha yardımı olacak diye düşünüyorum. 7. bölümde nasıl Ömer'e kitabı kimin aldığını söylediyse Defne'ye de Albertine Kayıp'ın ilk baskısını kimin aldığını, almak için ne kadar uğraştığını söyleyecektir bence. Eee ben boşuna simetri demiyorum herhalde^.^

-Defne ayağına ikinci şansı giydi. Boşuna mı giydi sizce^.^ Üstelik o ayakkabı tamamen o düşünülerek tasarlanmışken?

-Mine'ye bayıldığımı söylemiştim. O kısacık sahnelerle Hande Ağaoğlu harikalar yaratıyor. Yine söylüyorum Mine sahneleri arttırılsın. Hatta Pamir'le sahneleri olsun istiyorum. 

-Hulusi Bey nerede yahu? TürHul izleyemeyecek miyiz artık:(

-Tabii ki o son sahneyi yazmadan olmaz^.^  Pamir'in Ömer'i oraya "bak biz beraber ne haltlar karıştırdık" ı gözüne gözüne sokmak için çağırması ters tepti. Ömer vurdu gol oldu efenim:) Yeni bölüm oradan mı başlar bilinmez, ama çok iz bırakacağı kesin.

Ve son söz her zaman olduğu gibi ekibe... Emeği geçen herkesin eline, yüreğine ve zamanına sağlık! 

Bu sefer bir şiirle değil de Buda'nın bir sözüyle bitirelim... “Hayatta asla gizlenemeyecek üç şey vardır: Güneş, ay ve gerçekler.’’

Sevgiyle kalın…

1 2 3
Seyda Yalvaç
16/10/2016 12:43
YORUMLAR




BUNLAR DA VAR