Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZETLİYORUM
Doğrular, yanlışlar ve aşk …
Sezon: 1 Bölüm: 51

"Bana gelince... Ben dümdüz giderken sana kıvrılan bir yol gibiyim."** Sadri Usta seni konuşmak için çağırdığında aklına gelen tek konu Defne değil mi Ömer? Bütün yollar ona çıksın istiyorsun çünkü. Çıkıyor da zaten... O yollarda  ara sıra kaybolsanız da yine buluyorsunuz birbirinizi. Daha önce de yazmıştım bilmen gereken şeyin sana bildirileceğine inanırım. Doğru zamanda, doğru yerde ve doğru kişiyle... Ömer Sadri Usta'ya "Neden şimdi?" diye sorduğunda aklıma ilk gelen de buydu. "Artık hayatındaki düğümleri tek tek çözmenin vakti geldi. Hani dönüp dönüp tekrar sana vurmasın diye..." Zamanı geldiyse bir şeylerin, ne yaparsan yap yaşıyorsun. Ya Ömer, demek durduğun yer her zaman doğru olmayabiliyormuş. Senin tarafından baktığında doğru olduğuna inandığın bazı şeyler, aslında senin sandığın gibi değilmiş değil mi? Tabii ki bu olayda da haklı olduğun çok şey var. Hayattaki en kıymetli varlığını, anneni kaybetmişsin ötesi yok, ama konu sadece bundan ibaret değil. 

Dede torun karşılaşması tam da beklediğim gibi oldu. Ömer, yaşadığı tüm acıları es geçip hemen içine almayacaktır dedesini, ama en azından bir başlangıç yaptılar. Fragman yorumumda dede ile torunun dertleşmesini ve bu dertleşmenin Ömer'i Defne'ye yönlendirmesini istediğimi yazmıştım. Öyle de oldu... Ne güzel anlattı Hulusi Bey Defne’yi. Peki dedesi Defne’yi anlatırken Ömer’in yüzündeki gurur ifadesi… “İşte benim Defnem,” der gibi değil miydi sizce de? “Genç düşünebilse yaşlı yapabilse…” ne güzel bir sözdür bu. Sanki tüm hayatın özeti gibi ve dedesi Ömer’e hayatının tavsiyesini verdi. “Senin ailen Defne! Bence bu fırsatı kaçırma!”

“Dün sabaha karşı kendimle konuştum. Ben hep kendime çıkan bir yokuştum. Yokuşun başında bir düşman vardı. Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum.”*

Ömer'in dedesi ile ilişkisi için söylüyormuş gibi gözüktüğü, ama aslında kendine söylediği bir şey her şeyin özetiydi aslında. "Affetmem lazım doğru ya da unutmam. Bir şekilde halletmem lazım artık." Bu cümleyi dedesi için değil Defne için söyledi Ömer. Bir nevi kendiyle dertleşti. Defne'yi unutması mümkün olmadığına göre yine ona göre en doğrusunu yapmaya karar vermişti. "Affetmek"! Sonunda Ömer, Ömer’i yendi!

“Ben kattım sana biraz, öyle sevdim seni… Çünkü sen de bensiz; o kadar da güzel değilsin hani…”*

Hepimiz haklı olarak Ömer'e çok kızdık. Sürünsün, Defne onu hemen affetmesin istedik, ama daha önce de yazdım. Hiçbirimiz Ömer'i Defne'nin gözüyle görmüyoruz. O kocaman yüreğinden bakıyor Ömer'e... Üstelik Ömer'e yanlış yaptığına, haksız olduğuna çoktan inanmış. Yanlış anlaşılmasın! Defne her ne yapmış olursa olsun bu Ömer'in ona olan davranışlarının doğru olduğunu göstermez. Yanlıştı, ama aşk böyle bir şey işte.

1 2 3 4
Seyda Yalvaç
18/06/2016 19:25
YORUMLAR




BUNLAR DA VAR