Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZETLİYORUM
Defne'nin hikayesi nereye?
Sezon: 1 Bölüm: 23

*Ömer, itiraf et bebeyim. Sen biraz da şimdi kızı birileri düğünde beğenir de ortalık karışır diye geldin ;) Vallahi ben öyle yapardım, bravo. Ama düğüne kadar gelmişken böyle kös kös oturmanın, somurtmanın sana yakışmadığını söylemem lazım. Ayıp olmasın diye düğüne gelen adam bu şekilde, sevdiği kız evleniyormuşçasına bu suratla oturmaz. Tamam altın fiyatları da arttı, o konuda ben de çok üzgünüm de biraz daha gülümseme, enerji.

*Vallahi Sinancım sen de az buz değil, baaaaayağı bir dingorellaymışsın. O nasıl laflar Sino?

-Düşün işte seni bile şaşırttıysa

-Vallahi Yasemin bir ara ne yalan söyleyeyim senden şüphelenmedik değil

-Senin geçmişin böyle şeyler yapmaya müsait

Ben bu lafların binde birini duysam aynı Yasemin gibi ne haliniz varsa görün dedim, yaptığım çalışmaları onun gibi çöpe basarım, kendi içinizdeki hainle de yaşayın derim. Sinan gibi bir adamdan böyle patavatsızlıklar beklemezdim açıkçası. İçim acıdı, mis gibi iyi kalpli olmaya, ben düz olursam yolum da düz olur demeye başlamıştı. Aha kötü kalpli olmaya yemin ettim bakışı da attı, artık iflah olmayız. Yıktın evimizi barkımızı Sinancım. Yine bu bölüm görmediğimiz için aşırı huzurlu olduğum Deniz’i daha sık göreceğiz sayende. Yasemin kesin gider onun yanına. Ya da ben de ayıp ediyorum, bozmaz kendini. Görüciiiiz.

Şu an dönüşüyorum duruşu. (temsili)

-Bak nerdeyse ben 11 yaşımdan beri tanıyorum seni. Yani…Çok garip ama sen hep içimde bir yerdeydin. Ben seni söküp atmak için çok uğraştım, gerçekten. Ama olmamış, olmamış yani. Biz hep bu işin kıyısında gezdik. Bir kere de içine atlayalım, cesurca. Benim artık buna cesaretim var. Sen zaten hep cesurdun. Hatta böyle bazen ürkütecek kadar cesurdun. Tamam o zaman. Artık sıra bende, korkmayacağım. Söz veriyorum, seni sevmekten kaçmayacağım. Tıpkı senin gibi. Biz bunu hak ediyoruz, sen de ben de böyle bir şansı hak ediyoruz.

Vay be Sinan, sinsi sinsi sen de hoşlanıyormuşsun Sude’den. Ne yalan söyleyeyim, bu bölüm karar vermediyse sevmeye eğer, ben şimdiye kadar fark etmemiştim. İyi ki Alp bunu bir dürtmüş diyelim o zaman. Sude’nin hayatında şimdiye kadar yaşadığı en güzel andır herhalde. Senelerdir yaşadığı hayal gerçek oldu. Defne’ye yaptığını duyunca Sinan yumuşak karnına yediği yumrukla, aynı fevrilikle Sude’yi yaka paça hayatından atar mı bilinmez. Ama kısa da sürse yaşasın mutluluğu. Yaşasın ki en mutlu olduğu anda bir insanı dibe çekmek neymiş görsün. Sinsirella seni.

*Bölümün final sahnesine geldik sanıyordum, meğersem yalan üzerine kurulu bir ilişkinin de sezon finaliymiş son sahne.

Asla anlatılmayan bir sır. Neredeyse Ömer hariç herkesin bildiği, Ömer üzerine kurulu bir sır. 200 bin ve kiralık bir aşk. Gerçeğe dönüşmesiyle hayatlarının karmakarışık hale geldiği bir ilişki.

Ne kadar dayanılır, işte bu kadar.

Defne: Ömer ben seni çok seviyorum. O kadar çok seviyorum ki ben bunu sana hiç anlatamam. O yüzden bu saçmalıklarım, tutarsızlıklarım hep bu yüzden.

Defne biz biliyoruz Ömer’i çok sevdiğin için tutarsız davrandığını. Çok sevdiğin için en iyi olduğunuz anlarda kaçtın, çünkü Ömer’i kandırmak istemedin. Bu ilişkinin içinde para için var olmuş olmak seni yıprattı, kaçtın. Ömer’e zarar vermek istemedin. Temize çıkana kadar kaçmak istedin. Ama Ömer bilmiyor bunu. O yüzden normal bir insan ‘‘Seni seviyorum, o yüzden saçmalıyorum. Hem zaten sana anlatamam’’ diye bir açıklama duyduğunda içi erimez, affetmez. Bil istedim.

Çözelim, konuşalım diyorsun. Adam soruyor, tamam anlat sırrın ne diyor. İşte onu anlatamam diyorsun. Gözleri dolu dolu, gözleri bağırıyor ‘‘inandır beni hadi, sevmeye devam etmek istiyorum’’ diye. Ama sen çabalamıyorsun bile.

Ömer:  Öyle ayrı konularımız mı var, birbirimizden sakladığımız. Bence bu karşındakini nereye koyduğunu gösterir.

Benim bilmediğim ama Deniz’in bildiği bir para problemi. Benimle değil Deniz’le çözmeyi tercih ediyorsun. Üstelik düşmanımla, o kadar mı vahim! O kadar mı anlatamazsın bana. E bu korkunç bir şey olmalı, bana söylemek zorundasın. Yine anlatmıyor. ‘‘Biliyorum kafanda bir yere koyamıyorsun’’  deyip duruyor. Ömer haklı, çözmeye çalıştıkça daha da karmaşık hale geldi. Belki yalanı yalanla kapatmaya değil, içinden çıkarıp ne olursa olsun sonucunu yaşamaya ihtiyacın var.

Ömer: Seni tanıdığımı sanıyorum, bu kadar yalın, net bir insan diyorum. Şüpheye yer vermeyecek hareketlerin, doğallığın...Defne, ben sana evlenelim dedim.

Defne: Ben de kabul ettim.

Ömer: Ama hemen değil. Düşünmek istedin, zamana ihtiyacım var dedin.

Durum analizlerin beni benden alıyor Defne. Aferin, o teklif etti sen de evet dedin evet. Adam öyle derinlikli derinlikli konuşurken yok şey yaptım da ben çok şeyim de. Ağzına çarpıcam şimdi. Yahu yok yok, gerçeği söylemek dışında bir çözüm yolu göremiyorum. Hadi be ama, boş yapma ne olur.

Ömer: Tamam diyorum, Defne’yi çözdüm diyorum. Hiç beklemediğim bir anda darmadağın ediyorsun beni. Sen buna sevmek mi diyorsun gerçekten?

Yürü be Ömer, helal olsun. Koltukta ayağa kalkıp alkışladım. Çünkü hadi ikna et beni dediğinde ‘neye’ diyen bir insan var karşısında. Hala açıkladığını iddia ediyor.

Defne: Ben elimden geleni yapıyorum. Ama bu sana yetmiyor. Ne olursa olsun, Defne’nin bir bildiği vardır demen lazım. Biz bambaşkayız Ömer. Öyleyiz. Bu kadar zor olmamalı. Benimle olman, sorgulamaman, güvenmen. Yani Defne’nin bir bildiği vardır demen lazım, nedir senin bu güvenle ilgili sorunun!

Ömer: Ben insanlara güvenmek üzerine kurmadım hayatımı. Ben sadece kendime güvenirim. Ama şimdi sen, iki kişi olmaktan bahsediyorsun.

Defne: Ben hayatım boyunca böyle sınava mı tâbi olacağım Ömer? Senin bana sorgusuz sualsiz güvenmen lazım.

Ömer: Doğru söylüyorsun. Güvenmiyorum.

Oooooh ne kadar iyiymiş ya. Balkabağı! Sen adamdan kocaman bir sırrı sakla, hayatın boyu içinde tut, parayı bulamazsan yine kaç git, sonra da adama sen bana nasıl güvenmezsin diye çıkış. Bu nasıl bir yağ-su ilişkisidir nasıl üste çıkmaktır şok oldum kaldım. Bakın 30 kez izlemişimdir, 30’unda da sinir küpü oldum.

Elinden geleni falan yapmıyorsun Defnecim. Al sana güven, al sana fedakarlık. Çok iyi oldu şimdi. Benden ayrılır diye sırrını söylemedin, senden ayrıldı. Tutup yalvarıp, tamam dinle anlatıyorum diyeceğine oturdun kaldın. Ne o, beklemedin değil mi? Çünkü Ömer seni hep affetti, bir bildiği var dedi sustu. Hadi bakalım, sana hoşçakal. Zaten düğün müğün yalan oldu, doğru eve git yatağın üstüne atla ağla.

Şimdi Defne kendi mucizesini kendi yaratacakmış. Kendi oyununu kendi yazacakmış. Göreceğiz. Ama şunu biliyorum ki, senin derdin 200 binse, yok onu bulmanın kılçıksız yolu. Bu yollardan bin tanesinin bir tanesi bile garsonluk değil. Parayı verdiğinde ne olacak peki? Bu sefer gidip ‘‘evet, böyle böyle bir şey yaşandı ama parayı verdim mevzu bitti’’ diyebilecek misin? Hayır. O zaman kendi hikayeni nasıl yazacaksın, geeeerçekten çok merak ediyorum.

**Biliyorsunuz Altın Kelebek’te Defne ve Ömer ‘en yakışan çift’ ödülünü aldı. Ödülü alan Defne ve Ömer’di, hatırlatmakta fayda var :) Hepimiz çok tatlıyız, seviyoruz da diziyi, gönülden bağlandık ama kırıp dökmekten de çekinmiyoruz. Etmeyin bence. İtiraz edin, hayır onlar en iyi kadın oyuncu, en iyi erkek oyuncu seçilmeliydi deyin. En iyi dizi seçilmeliydi dizimiz deyin. Yetenekleri ve ortaya çıkan iş ile ilgili bir ödül almalılardı deyin. Bence o gün yaşanan tek problem bu. Sevgiler.

1 2 3 4 5
Pelin Arslan
01/12/2015 20:43
YORUMLAR




BUNLAR DA VAR