Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZEL
La Casa de Papel 3: Bu kez ana tema direniş!

Tatlı bir mayıs sabahı, Madrid’e 20 dakika uzaklıkta, dev beyaz bir hangarın önündeyiz. Açılışı nisan ayında yapılan bu bina, Netflix’in Madrid’deki yapım merkezi. Biz oradayken iki stüdyoda ‘La Casa de Papel’ ve ‘Elite’nin yeni sezonları çekiliyordu, daha sonra bir sektör dergisinden öğrendiğim kadarıyla, gelecek yıl 30 civarı yapımın çekimi gerçekleşecek ve oyuncusundan teknisyenine, yaklaşık 25.000 kişi istihdam edilecekmiş bu merkezde.  

Biz Netflix’de 19 Temmuz Cuma günü üçüncü sezonuyla yayına girecek olan ‘La Casa de Papel’in setini ziyarete geldik. Set ziyaretleri basın toplantılarından, söyleşilerden farklı olarak uzun uzun beklemelerle dolu olur. Söylemesi ayıp, öğretici olduğu kadar sıkıcıdır da yani. Mesela bir oyuncuyla konuşmak için beklersin, son sahnesi 15 kere baştan çekilir, kimsede konuşacak hal kalmaz… Bu sefer, son derece organize bir şekilde, hiç bekleme yapılmayan bir set ziyareti çıktı karşımıza. Tıkır tıkır hem setin her yanını gezdik, hem de peyder pey yanımıza gelen oyuncularla konuşma fırsatı bulduk. Fakat tabii yine kimse yeni sezona ilişkin tek bir şey söylemedi, dişimizle tırnağımızla yani dikkatimizle bazı bilgi kırıntıları söktük, o kadar. O halde ben de bekleme yapmadan hızla sete ve dizinin yeni sezonuna dair öğrendiğim her şeyi sıralayayım. 

* Bir kere ‘sezon’ kelimesini asla kullanmıyor hiçbiri. ‘Kısım’ diyorlar (part). Birinci ve ikinci kısımları izledik. Şimdi üçüncü kısmı izleyeceğiz. Peki dördüncü kısım da olacak mı diye sorduğumda tabii ki cevap verilmiyor ama daha sonra diziden söz ederken üçüncü ve dördüncü kısımlar dendiğine göre, evet bu sekiz bölümlük üçüncü kısımdan sonra bir de dördüncü kısım bizi bekliyor. 

* İlk iki sezon Darphane soygunuyla geçti, biliyorsunuz. Kahramanlarımız bu kez İspanya Merkez Bankası’nda, Banco de Espana’dalar. Sanat yönetmeni Abdon Alcaniz aramış bankayı, bir dizi için gelip görmek istediğini söylemiş, izin vermemişler. Şaşırıyor bir de, “‘La Casa de Papel’ için demedim ki,” diye… Turlar filan var zaten o da kendi imkanlarıyla gidip gördüklerini gayet güzel kaydetmiş, gerçeğe çok yakın bir set oluşturmuşlar. Gerçi biz gezerken kimbilir neler yaşandıysa, her yer cam kırıkları, devrilmiş eşyalarla doluydu. Dış cephe ve iç mekanların gerçeğinden ayırt edilmesi çok güçmüş. Bu sezon soygunun çok ötesinde devrimci bir ruhun ortaya çıkacağını belirten Abdon, Netflix’e yakışır bir prodüksiyon olmasına çok özen gösterdiklerini anlattı. 

* Netflix’in diziyi alması herkes için çok önemli, hepsi defalarca altını çizdi bunun. Aslında Vancouver Media adlı, dizinin de yaratıcısı Alex Pina’nın kurduğu küçük bir şirketin işi ‘La Casa de Papel’ ama ilk iki sezon Netflix’in İngilizce dışında bir dilde en çok izlenen dizisi olunca, üçüncü ‘kısım’ Netflix’in sağladığı imkanlarla çekiliyor. Geçen yılın haziran ayında  başlayan ve Tayland’da, İtalya’da gerçekleşen çekimlerden sonra bu yıl ocak ayında geliyorlar  çekimleri tamamlamak için İspanya’ya. 

* Tabii Netflix sayesinde tanınırlıkları da bir gecede artıyor hepsinin. Estocolmo (Stockholm’ün İspanyolcası olduğunu anlamam biraz sürdü, itiraf etmeliyim ki) yani Esther Acebo, yani rehineyken Denver’a aşık olup ekibe katılan Monica, ilk sezon yayına girdiğinde telefon bile çekmeyen bir adada tatildeymiş. Tatilden sonra açmış telefonu, gelen mesajların yoğunluğundan telefon çökmüş. Bu sezon mühendis ‘Palermo’ olarak izleyeceğimiz Arjantinli oyuncu Rodrigo de la Serna, diziye katıldığı duyurulduktan sonra bir gecede 250 bin takipçi kazanmış. ‘Denver’ Jamie Lorente’nin 5.6 milyon, ‘Tokyo’ Ursula Corbera’nın 7.5 milyon takipçisi var. İkisi de durumlarından çok memnun bu arada. 

* ’Nairobi’ Alba Flores sanatçı bir aileden geldiğini, babaannesi nedeniyle çingene kültüründen beslendiğini anlattı. ‘Helsinki’ Darko Peric, bu sezon çok daha ağırbaşlı bir karakter olduğunu hatta bir spoiler vererek vegan olduğunu söyledi. ‘Rio’ Miguel Herran’ı bankanın kütüphanesinde ameliyat ediyorlardı biz sete gittiğimizde. Kendisi yakından gördüğüm en küçük yıldızlardan biri. Kısa boylu değil, gayet orantılı ama minyatür bir insan.

* Oyuncuların çekime gitmeleri gerektikçe biri geldi, biri gitti, üçüncü sezona dair sorulan soruların hepsi geçiştirildi, bu sezonun parayla değil direnişle, başkaldırmayla ilgili olduğu mesajı verildi, her soru İspanyolca’ya, her cevap İngilizce’ye tercüme edildiği için aradaki vakitte ne yapılsın, oyuncular yakından incelendi. Bu esnada Denver ve Estocolmo’nun alyans taktığı görüldü. Aslında büyük bir sürpriz değil, Denver’ın deliler gibi aşık olduğunu Estocolmo’nun da ekibe katıldığını biliyorduk ama demek evlendiler diyerek “Peki bu yüzükler ne? Evlendiniz mi siz?” dedim, minik bir kriz çıktı. Yönetmen “Ya, nasıl yaptınız bunu?” gibilerden bakarken Estocolmo hemen yüzüğü çıkarmaya girişti filan, Denver da gün içinde karşılaştığımız her sefer “seni, seniiii” gibilerden parmak salladı bana. Gülerek ama. 

* Yönetmen Jesus Colmenar’a dizinin en çok eleştirilen noktasını sormamazlık edemezdim: Nasıl oluyor da iki sezon boyunca izlediğimiz her şey, büyük aşklar, büyük karakter değişimleri sadece beş gün içinde oluyor? Dedi ki: “Dizinin anahtar noktalarından biri bu. Ana fikir, soygunu dakika dakika, neredeyse canlı olarak vermek. Flashback’ler haricinde gerçek zamanlı aslında dizi. Gerilim o kadar yüksek ki soygunla ilişkili her şey de boyut değiştiriyor. Her şeyi, patlamak üzere olan kaynar bir kazanın içinde gerçekleşiyor gibi düşünün, ekstrem durumlarda ortaya çıkan ekstrem duygular bunlar. Üçüncü kısımda bunun da bir adım ötesini izleyeceksiniz.” 

* Üçüncü sezon için ‘Profesör’ Alvaro Morte’nin söyledikleri de şöyle: “Profesör hakkında pek bir şey bilinmediği için bu kadar ilginç bir karakter. Ne düşündüğünü asla bilmiyorsunuz. Öldürülen babasının intikamını almak için bu işe soyunmuş ama idealist ve hümanist biri aynı zamanda. Üçüncü sezonu esas tetikleyen de bu özellikleri olacak zaten. İlkelerine göre hareket ediyor ve insanlarla bu temelde ilişki kuruyor. Paranın neredeyse hiçbir önemi yok onun için. Esas derdi sisteme, şikayet ettiğimiz ve değiştirmek istediğimiz şeylere karşı çıkmak. İlk iki sezonda darphanedeki soygunu en ince ayrıntısına kadar planlamıştı Profesör; ne düşündüğünü bilmeseler bile ekibi ona tamamen güveniyordu. Bu sezon hiçbir şeyi istediği gibi organize etmeye vakti olmuyor. Cesurca bir işe kalkışıyor ama geçen seferki hazırlığı ve bundan kaynaklanan rahatlığı yok bu sefer. Bakalım ne yapacak.” 

 

 

YORUMLAR




DİĞER HABERLER