Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZEL
Soundbreaking her müzikseverin görmesi gereken bir belgesel

Müzik kelimelerin yapamadığını yapar. Doğrudan söyleyemediklerimizi söyler. Mutlu anlarımızda bir şarkı, üzüntülü anlarımızda başka şarkı, her halimize uygun bir şarkı vardır. Müzik bir dildir.. Kendimizi ifade etmemize yardımcı olur. Karanlıklardan  heyecanlara, sevinçlere müzik sayesinde geçeriz.

İnsanlık tarihi kadar eski olan müzik, işin içine kayıtın girmesiyle beraber bir dönüşüm yaşadı. PBS’de yayınlanan sekiz bölümlük televizyon dizisi  Soundbreaking: Stories From The Cutting Edge Of Recorded Music, tam da bunu; teknoloji ve yaratıcılığı buluşturan, hayatımıza anlam kazandıran kayıtların tarihini araştırıyor.

Soundbreaking’de yok yok. Tüm müzik tanrıları burada.

Bu sene Mart ayında kaybettiğimiz Sir George Martin, yirminci yüzyılın anlatılmamış hikayelerinin arasında en önemlisinin kayıt teknolojisinin evrimi olduğunu düşünüyordu. Belgesel dizinin ilham kaynağı ve mentoru olan George Martin aramızdan ayrılmadan once üzerinde çalıştığı bu son projenin her aşamasıyla yakından ilgilenmiş. Zaten belgeselde yer alan bunca isim, şarkı yazarı, yapımcı ve müzisyen ancak böyle bir isim için bir araya gelebilirdi.

İlk bölüm The Recording Artist, kayıt stüdyolarında müzisyenlerin nasıl çalıştığına yoğunlaşıyor. The Beatles gibi prodüktör desteğini fazlasıyla kullanan bir gruptan örnekleme yaparak ilerleyen bölümde Elvis Presley’den Yusuf İslam’a (evet Cat Stevens ama adam bu adı kullanıyor artık), Joni Mitchell’dan Sly and the Family Stone’a kadar herkese yer var bu bölümde.

The Human Instrument bölümünde ise ağır toplar Adele ve Amy Winehouse var. Adele’in prodüktörü Paul Epworth, Rolling in The Deep’in tracklerini deşiyor ve bize Adele’in kaydını dinletiyor. Adele ayağını tahta döşemelere vura vura şarkıyı söylerken yükselmemek mümkün değil! Ben televizyonun karşısında bu kadar heyecanlandıysam Paul Epworth neler hissetti kimbilir? Ayrıca bu bölümde çeşitli albümlerin kayıtları esnasında sanatçılar, prodüktörler ve plak şirketlerinin nasıl etkilendiğine dair hikayeler var.

George Martin, The Beatles’ın aklındakileri gerçek kılmasını sağladığı, onları özgür düşünmeye teşvik ettiği, grubun bir üyesi gibi hareket ettiği için de efsane.

Going Electric müzisyenlerin enstrümanlarıyla aralarındaki kuvvetli bağı, akustik gitarlardan elektro gitarlara, synthesizerlara uzanan süreci ve prodüksiyonda bilgisayarların kullanımını anlatıyor.

The World is Yours, Wu-Tang Clan / Enter the Wu-Tang ile başlayarak rap müzik tarihini anlatıyor. Bu arada fazla underground ve bağımsız müziğe yer verilmediğini daha çok ana akım kayıtlara odaklandığını söylemem lazım. Sonra neden o yok, bu yok demeyin. Ne var ne yok listesine bakmak isteyenler için de şöyle bir link vereyim.

Sound and Vision ise MTV’nin doğuşunu, görüntüyle birlikte müzik kullanımını anlatan bir bölüm.

Şarkıcıların güvensizliklerini, mükemmellik arayışlarını anlattıkları The Human Instrument ise belki de belgeselin en samimi ve duygusal bölümü.

İcracılar şarkıyı yorumlar ve seslendirir ama işin iskeleti stüdyoda inşa edilir. İşte Soundbreaking bu yaratıcı süreci anlatıyor. 150’nin üzerinde sanatçı ve prodüktörle yapılan röportajların yanı sıra arşiv görüntülerinin yer aldığı belgeseli kendini müziksever olarak nitelendiren herkesin görmesi lazım.

Belgeselde prodüktörlerin anlam ve önemine dair benim gibi meraklıların hoşuna gidecek bir sürü ilginç beyanat var. İkisini sizinle paylaşayım;  St. Vincent; “Prodüktör olmak bir bakış açısı olmayı gerektirir. Ses çıkartmak kolaydır. Herkes ses çıkarabilir ama müzik yapamaz,” diyor. Mühendis Dave Harries ise, “Prodüktör, Mick Jagger gibi birine, bunu bir kere daha yapabilir misin? diyen kişidir,” diyor.

Adele her seferinde olduğu gibi burada da aklınızı başından alacak. Hey maşallah diyoruz!

Sam Phillips’in Elvis Presley’e soundunu bulması yönünde rehberlik yapması, George Martin’in Yesterday’e yaylıları eklemesiyle şarkının bambaşka bir kimlik kazanması, Phil Spector ve alamet-I farikası Wall of Sound, hip hopun doğuşu, Johnny Cash’in Rick Rubin ile birlikte başka kulvarlara açılması hepsi bu belgeselde.

Müzik, ruhumuza dokunan, arzularımızı ve duygularımızı ifade edebildiğimiz yegane yaratı. Ne kadar farklı geçmişlerden, kültürlerden gelsek de hepimizi buluşturur. Kelimeler yetmediği zaman kendimizi müzikle anlatırız. Belki de kalbimizi açmanın tek yolu.

Soundbreaking’i izledikten sonra sevdiğiniz şarkıları artık daha farklı bir biçimde duyacaksınız.Yalnızca ne dinlediğinizin değil, nasıl dinlediğinizin, müziği nasıl anlamlandırdığınızın ve daha neleri içerdiğinin farkına varacaksınız. Soundbreaking kapsamlı bir kim kimdir rehberi olmasının yanı sıra hayatımızı anlamlandıran kayıtların ardındaki kahramanları tanımak ve anlamamız için de bir fırsat.

Soundbreaking’i DVD ve Blu-ray olarak bulabilirsiniz.

YORUMLAR




DİĞER HABERLER