Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZETLİYORUM
Ve Jill travmalarına sahip çıkar
Sezon: 1 Bölüm: 8

Kıyafetler tek tek dizilirken, sıralanırken yeni bir düğüm daha atılıyor hikâyede. Amaç ne?

Bölüm, çoktandır olmadığı gibi, son derece sıkıcı bir biçimde açılıyor. İç sıkan tempoda.

Patti, Peder Jamison’dan aldıkları kiliseye elinde alışveriş torbalarıyla giriveriyor. Ardından torbalardan çıkardığı elbiseleri tek tek yere, zemine, parkelerin üstüne dizmeye başlıyor. İnsan figürü vererek, tıpkı giyilmiş gibi. Sonra da gidip Laurie’ye yüzlerce dolar veriyor, deste şeklinde. Ne için?

Kevin da bu esnada evde yemek hazırlıyor. Güzel bir sofra kuruyor. Ve bakıyoruz ki, yemeğe Nora geliyor. Jill ile tanışmak için geldiği yemek o kadar da cezbedici, şaşırtıcı ya da korkunç geçmiyor. Artık aileden biri olarak gördüğüm Aimee de orada tabii. Ama konu ateşleyicisi olarak Jill’i takip etmiyor da değil. Nora, Jill’e yakın duracak konularda konuşmaya çabalasa da, Jill çok zaman önce gördüğü silahın nedenini soruyor Nora’ya. Yumuşak bir süngere, ponza taşıyla cevap veriyor yani. Nora silahının olduğunu ama artık taşımadığını filan söylüyor, fakat üstüne Aimee de birkaç soru sorunca- ortalık iyice geriliyor. En çok, Kevin.

Sonunda yemek bitiyor.

Nora gidiyor, gitmeden hemen önce de Kevin’a bir güzel yumuluyor dudaklarıyla.

Hemen peşinden Kevin yatağına uzanıyor. Sanki uyuyup bir şeyler görmek ister gibi. Yırtılan bir düşün peşinden gidip kaybolan insanlara dair yeni şeyler öğrenmek için. Birçok şey için.

Gözlerini bir arabada açıyor Kevin.

Bir rüya. Düş. Hayal. Sanrı. Halüsinasyon.

Köpek Katili Adam camına tıklıyor Kevin’ın. Onu çekip bir yere götürüyor. Bir kulübe. Ve orada, Patti duruyor. Baygın, eli kolu bağlı ve bir sandalyede oturur vaziyette.

Bunun manası ne?


Uyumak, sıradan bir şey değil artık Kevin için.

Meg, bu dizide izini en çok izlemek istediğim kadın. Zira hikâyede işlerin nasıl yürüdüğüne dair birçok şeyi ondan öğreniyoruz. O öğretiyor bize.

Bu sefer, Peder Jamison’ı yumruklarken görüyoruz onu. Yumruk üstüne yumruk geçiriyor adama, ağıza alınmayacak küfürler de havada uçuşuyor. Laurie ayırıyor onu. Adamı linç etmekten. Öldürüp de pişmanlıklar ormanına savrulmaktan.

Bu sırada konuşmama kararı alan Meg’in bu kararı bozduğunu da fark ediyoruz. Başlangıçta olay büyük bir şok. Şaşkınlık, fark etme güdüsünü kilitliyor.

Laurie onu Patti’nin odasına götürüyor. Oraya bırakıyor. Meg, yapmaması gereken onca şeyi yaptıktan sonra olayın bir de Patti tarafından değerlendirilmesinin onu haklı çıkaracağını düşünüyor ama Laurie en sonunda onu götürüp Peder Jamison’dan özür diletiyor. O sırada Peder’in evindeki kardeşi Nora da, Kevin’da yediği yemekle ilgili laf sokuşturuyor Laurie’ye. Kader, kadını kadınla mı vuruyor her keresinde?

Patti ise kapatıldığı kulübede.

Kevin rüya görmüyormuş meğer. Meğer uyurken başka, uyanıkken başka adammış Kevin. Kevin rüya sandığı birçok olayı gerçekten yaşıyormuş meğer. Meğer Kevin nasıl bir adammış!

Köpek Katili Adam, uykuya yattıktan sonra başka biri olarak uyanan Kevin ile barda karşılaşmış o gece. Çok içmişler. Kevin eve gitmek isteyip de yola çıktıklarında da karşılarına Patti çıkınca, Kevin yumruklarını konuşturup onu çok uzaktaki bu kulübeye getirmiş. Bağlamış. Küfürler etmiş.

Şimdi ne yapacağını bilemiyor ama. Bıraksa şikâyetçi olacağını, bırakmasa öldürmesi gerektiğini biliyor. Patti, bu denklemi baştan aşağı yeniden yazıyor. O sırada da Köpek Katili Adam’ın kimlik bilgilerini aradığını fakat hiçbir yerde bulamadığını söyleyiveriyor Patti. Bir hayalet adam olduğunu onun.

Lafın kısası, Kevin’ın başı fena halde belaya giriyor uyku sonrası. Ya da öncesi.

Jill, arkadaşlarıyla bir çayırda, çimenlikle, yeşillikler üstünde oturuyor. Yanında, ayrılmaz Aimee de orada. Aimee hep ORADA. ORADA olmak onun kaderi, sanki.

Dün geceyi (bknz yemeğe gelen Nora) anlatıyor arkadaşlarına Aimee.

Ama Jill dayanamıyor. İtiraz ediyor söylediklerine.

Tartışıyorlar.

Ve Jill patlıyor sonunda. Aimee’nin, Kevin’la (bknz babası) yatıp yatmadığını soruyor. Aimee ise anlatıyor her şeyi, yattığını söylüyor, yatıp da pişman olup olmadığını anlatıyor. Ve belki de, Aimee ve Jill’in dostluğu en büyük darbeyi o anda alıyor. Jill’in gözleri doluyor. Uzaklara dalıp gitmiş bir GÖZ olmak yerine doluyor, gözyaşlarıyla. Yalnızlığın derin kuyusuna düşüyor, ağlarken. Ağlarken.


Bu bölüm, Jill için travma çukuru gibi. Travmalarından kendini inşa etme metodunu arıyor kız da, haklı olarak icabında.

Jill arkadaşlarıyla beraber Nora’nın evine giriyor gizlice.

Silahı aramak için. Nora’nın artık olmadığını söylediği o silahı bulmak ve her şeyi, en azından, kendine kanıtlamak için. Buluyor. Hem de Nora’nın kaybolan çocuklarının odasında buluyor. Sonra da aniden oradan çıkıp gidiyor, arkadaşlarıyla.

Onlar tam çıkarken, kapıyı kapatmışken, telesekretere Kevin’dan bir mesaj düşüyor.

Başının belada olduğunu, yanlış bir şey yaptığını filan- Nora’ya sığınıyor Kevin.

Ormandaki ağaçlara çivilenmiş, çok zaman önce kaybettiği gömleklerini bulmadan hemen önce. Bulduğundaysa deliliğin sularında yüzüyor. Kulübeye koşuyor. Koşuyor koşmasına da, Köpek Katili Adam’ın Patti’nin başına poşet geçirip onu boğmaya çalıştığını görüyor. Öyle buluyor ortamı. Ve kurtarıyor onu. Her şeyi göze alarak, belki.

Meg ve Laurie de satın aldıkları kilisenin bahçesinde oturuyor. Ve Patti’nin Laurie’ye verdiği paraların kıyameti harbiyesi o an anlaşılıyor. Paralar, bir kamyonun arkasında gelen beyaz paketlerin ederini ödemek için kullanılıyor. O paketler de, Patti’nin yere tek tek serdiği elbiselerin BİR ŞEYİNİ tamamlıyor. BİR EKSİĞİNİ. GEDİĞİNİ. Ertesi gün bir planı gerçekleştirmek üzere hazırlanan malzemelerden biri, o paketler. Belki.

Ve sonra.

Sonra Aimee gidiyor.

Günlerdir, haftalardır Jill’in evine yerleşmiş olan Aimee gidiyor.

Aimee, Jill ile arasındaki bağları kör makaslarla kesiyor.

Ardından, daha DAHA bomba bir şey vuku buluyor.

Jill, başına gelen her şeyden, bütün travmalardan, üzüntülerden, kırıklardan, acılardan sonra bir nevi annesinin kucağı olan yere, Kalan Günahkarlar’ın yaşadığı eve gidiyor.

Orada kalmak istediğini söylüyor.

Zaten bir kız çocuğu, annesiz ve abisinin yeri belirsiz bir kız çocuğu, nereye kadar dayanabilir üzüntüye? Vücudunun kaç santimi kaldırabilir üzüntüyü?

Kaldıramıyor Jill.

Kendini böyle kurtarabileceğini düşünüyor, belki.


“Anne, ben geldim! Birlikte mi susacağız bundan sonra?” Yanında da duru güzelliğiyle Liv Taylor.

Kevin, hatırlamadığı bir zaman dövüp sandalyeye bağladığı Patti’ye ne yapacağını düşünüyor.

Konuşuyor onunla.

Bıraksa da, öldürse de başına bir sürü belanın açılacağını söylüyor.

Patti de uzun, duygusal, “şiir”sel, kişisel, yıkıcı şeyler söylüyor ona.

Kevin sonunda bırakmaya karar veriyor.

Bırakıp gitmesinin daha mantıklı, makul ve insani olduğuna inanıyor. Gerçeğin buna dönüşmesini, yaşanacak şeyin geçmişte böyle anılmasını planlıyor.

Ama işler hiç de istediği biçimde ilerlemiyor.

El ve ayak bileğini bağladığı iplerini kesiyor Patti’nin. Ama Patti gitmemeye kararlı, cidden. Yerde bulduğu kırık camdan, cam kırıklarından bir büyük parçayı alıyor ve gırtlağını kesiyor.

Kevin, Kevin, o yalnızca bakabiliyor.

Ne yapabilir ki ölüp gitmeye karar vermiş birine?

Hem de ormanın ortasındaki bir kulübede?


Patti gırtlağını kesmeden dakikalar önce, Köpek Katili Adam’ın ruh yaralamasına maruz kalıyor.
 
 
YORUMLAR




BUNLAR DA VAR