Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZETLİYORUM
Planlı tesadüfler
Sezon: 1 Bölüm: 13

“Mira: Hiç bir erkeğe, o sana söylemeden ‘Seni seviyorum,’ dedin mi?
Eylül: Ay evet dedim, o da son oldu. Erkekler korkuyor böyle şeylerden. Kulaklarında düğün marşı çalmaya başlıyor.”

İlk 13 bölümü geride bıraktık. Karakterler ve aralarındaki ilişkiler için yeni gelişmelere, farklı olaylara gebe olacak bir virajı dönmüş bulunmaktayız. Tan defterini kapattık. Son üç haftadır sendeleyen ritim, bu bölümde kendini epey toparladı. Artık Mira ve Yaman aşkının önünde ciddi engeller oluşturacak yeni bir karakterimiz var: Leyla.

The O.C’de Leyla’nın karşılığı olan Theresa, Ryan’ın (Yaman’ın) başına türlü belalar açmıştı. Ryan, Marissa’dan (Mira’dan) ayrıldığı bir dönemde Theresa ile yakınlaşmış ve tek gecelik bir ilişki yaşamıştı. O dönemde Ryan ile Marissa arasındaki sorunun sebebi ise Oliver’dı (yani Tan.) MedCezir’de Yaman, Tan yüzünden Mira’ya kırgın olmadığı için Leyla ile bir ilişki yaşayacağını da zannetmiyorum. Zira bizde bekâret, aldatma, aldatılma gibi durumlar öyle kolay kolay sineye çekilmez. Mira affetse bile, izleyici affetmez. Zaten Yaman, uçkuruna düşkün bir Behlül Haznedar değil, daha çok, kendisinin dokunduğu ele dokunan başka bir eli kırabilecek olan Kuzey Tekinoğlu gibi çizilmiş, delikanlı ve namuslu bir karakter. Yalnız öyle bir ilişki gerçekleşmediği takdirde Leyla’nın senaryodaki işlevi ne olur, pek kestiremiyorum. Çünkü Leyla’nın o ilişki sonrası Yaman’dan hamile kalması, Yaman’ın bu olay yüzünden Tozludere’ye geri dönmesi, Leyla’nın “çocuğu doğurmayacağım” diyip Yaman’ı terk etmesi fakat Yaman’dan gizli çocuğu doğurup büyütmesi gerekiyor. Bizde Leyla karakteri, bunun yerine, Yaman’ın kafasını kurcalamak, onu eski aşkı ile Mira arasında med cezirlere itmek üzere eklenmiş gibi. Bu haliyle biraz, Kuzey Güney’e bir süre sonra dâhil olan Zeynep karakterine benzeyebileceğini söylemek mümkün.


“Orkun Civanoğlu, nam-ı diğer ‘Üçüncü Tekil Şahıs’”
 
Bölüm, Mira’nın Yaman’a “Seni seviyorum,” demesiyle açıldı. Yaman’ın verdiği cevapsa hepimizin yüzünde kocaman bir tebessümün müsebbibi oldu: “Teşekkür ederim.” Yaman gibi bir adamın bu tip romantik konuşmaları pek becerememesi güzel düşünülmüş bir ayrıntıydı. Çok denedi, çabaladı; ama sonunda final sahnesinde söyleyebildi. Onunla birlikte biz de rahatladık.

Bölümlerdir beklediğim Mert-Eylül ilişkisinin temelleri de atılmaya başladı bu bölüm. Mert, Eylül’e çıkıp çıkmadıklarını sordu. Eylül’ün cevabı ise “Şimdilik hayır,” oldu. Dur bakalım Mert'çiğim, Eylül’ü kazanmak o kadar kolay değil. Daha çok koşacaksın peşinden... Bölüm boyunca Mert’in boş evde dört kişilik bir organizasyon düzenleme çabasını izledik. Fakat ne yaptıysa başarılı olamadı. Bir cephedeki sorunu çözmeyedursun, öbür taraf planı bozacak bir hamle yaptı. Finalde onca tesadüfe rağmen baş başa kalmayı hak eden çift, Mira ile Yaman oldu. Yaman çok kötü bir kardeş. Mert olsa “Yaman’la Mira’yı da çağırmalıyız,” inceliğini gösterirdi. Bunlar anca kendileri eğleşsinler. Durun bakalım, sizin hakkınızdan Leyla gelecek… Leyla’yı canlandıran Hare Sürel’i ilk olarak Elveda Rumeli’de izlemiş ve çok beğenmiştim. MedCezir’e hoş geldi, sefalar getirdi. Karakteri gereği biraz nefret edeceğiz belki ama bu onun başarılı performansı sayesinde olacak. Varlığıyla yaratacağı dramatik çatışmaları izlemek için şimdiden heyecanlanıyorum.

Selim’le Asım arasındaki dava konusunda da önemli gelişmeler oldu. Ender, her ne kadar inanmasa da babasının yaptığı hukuki usulsüzlüğe kendi gözleriyle tanık oldu ve artık Asım Şekip Kaya’nın imkânlarıyla yaşamaktan vazgeçip kendi ayakları üzerinde durmaya karar verdi. Bize de ekran karşısında “Sizin gibi güzel ve ahlaklı insanlar kaldı mı hâlâ?” deyip takdir etmek düştü. Belki de bazılarına vicdan muhasebesi yaptırdı, kim bilir. Her türlü hukuksuzluğa para için göz yumabilen, sadece kendini düşünen bencil insanlara, bir anlık da olsa küçük bir sorgulama yaşatabildilerse, ne mutlu onlara...


“Hangi kız Eylül gibi samimi bir dostun ve Yaman gibi dürüst bir erkeğin hayalini kurmaz ki?”

Bu arada, bölümlerdir bahsi geçen seri katilin Tan olmadığını öğrendik. Ürettiğimiz bütün komplo teorileri suya düştü. Lavaboda temizlemeye çalıştığı eline bulaşan şey de kan değil yağlı boyaymış meğer. İyi ters köşe olduk. Bu bölümü özellikle metin ve hikaye anlamında çok beğendim. Çok özen gösterildiği, çalışıldığı belliydi. Diyaloglar su gibi aktı. Mira ile Faruk sahnesinde gözlerim doldu. Mert’in birçok repliği neşe kaynağı oldu. Temponun önümüzdeki bölümlerde de bu şekilde devam etmesini diliyor; bize böyle keyifli bir bölüm sunan senariste ve ekibine gönülden teşekkür ediyorum.

Bana göre bir diziyi dizi yapan en önemli faktörlerden biri de müziktir. Toygar Işıklı, son zamanlarda en sık duyduğumuz ve şöhret basamaklarını emin adımlarla tırmanmakta olan bir müzisyen. Diğer tüm işleri gibi MedCezir’de de kalitesinden ödün vermemiş. İsim zikretmeyeyim ama pek çok dizi müzisyeninin aynı anda birden fazla iş alarak zamanla kendini tekrarlamaya ve bilinçaltındakileri hızla tüketmeye başladığını, buna istinaden sektörden koptuğunu, artık istenmeyen adam olduğunu biliyoruz. Lakin Toygar Işıklı’nın nasıl zengin bir hayal gücü ve çalışma azmi varsa, her işte bir adım öteye gitmeyi ve o işin atmosferine uygun, farklı besteler icra etmeyi başarabiliyor. Notalarıyla misafir olduğu işleri de çok başka boyutlara taşıyor. İlhamına, ruhuna, kulağına sağlık olsun.

Gelecek bölümde görüşmek dileğiyle...

 
YORUMLAR




BUNLAR DA VAR