Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZETLİYORUM
Hoş geldin 2014
Sezon: 2 Bölüm: 30

Herkes Koyverdin Gittin Beni söylerken Ahmet gitar üzerinde farklı şeyler denemekteydi.

Bölüm, kimliği meçhul katilin bir şarap şişesine zehir zerk etmesi ve bu şarabı İzzet Başkomiser adına postalamasıyla açıldı. Şarap emniyete geldiğinde oluşan gerginliğimizi bütün ekibin Koyverdin Gittin Beni türküsünü söylemesiyle üzerimizden biraz olsun attık. Ancak türkünün tamamını söylemek şart mıydı bilemedim. Yaklaşık dört-beş dakika sürdü. Gerginliğim azalsın derken iyice canım sıkıldı. Bir de laf etmeyeyim diyorum ama Ersin Korkut, sağ olsun her bölüm bir koz veriyor elime. Yahu insan bir sahnede gitar çalacak olup da hiç değilse en kolayından iki üç akor basıyormuş gibi yapmayı öğrenmez mi? Sanki beş yaşındaki çocuğun eline vermişsin gitarı, ellerini rastgele tellerde gezdiriyor. Gerçi İzzet Başkomiserin kemençeyle imtihanı da izlenmeye değerdi. Tek el sabit diğer el devamlı çalışır vaziyette ve fonda enstrüman ağlıyor. Özellikle Galip Derviş gibi bir dizide ‘şeytan ayrıntıda gizlidir’ formülünü uygulamaları şart diye düşünüyorum. Çünkü hepimiz ekran karşısında biraz Galip Dervişçilik oynuyor; her sahneyi ekstra bir dikkatle izliyoruz. E bu tip absürtlükler de hikayeyi yapmacıklaştırabiliyor...


“Noel Baba her zaman gülecek diye bir kural yok. Ho ho ho!"

Emniyette yeni bir isim gördük bu bölüm: Meral. Meral’e hayat veren Aysun Metiner’i evvelce Asmalı Konak dizisinde Lale karakteriyle izlemiştik.Galip Derviş’teki performansını da çok başarılı buldum. Sıra herkesin birbirine hediye vermesine gelince İzzet Başkomiser, Nihat’a vereceği hediyeyi kaybettiğini fark etti. O sırada içeri Meral girdi ve İzzet’e kendisine hediye gelen şarabı Nihat’a verebileceğini söyledi. Nihat şarabı içtikten sonra kriz geçirip öldü. İzzet’in aklına kendisini öldürebilecek tek bir isim geldi: Ömer Tunçel.

Ömer Tunçel, İzzet’in geçmişte yaşanan bir çatışma sırasında abisini öldürdüğü adamdı. Daha önce de bir otoparkta İzzet’e silahla saldırıda bulunmuş; fakat sanki bilerek mermileri ona değil duvara ateşlemişti. Galip Derviş olay yerine gittiğinde durumdaki ilginçliği fark etti. Mermilerin bir şekil oluşturduğunu düşündü ama ne anlama geldiğini kestiremedi. Daha sonra Derviş’le Hülya ağızlarından katil zanlısının nerede saklandığına dair laf alabilmek için “çocuklara hediye dağıtıyoruz” kisvesi altında Ömer’in ailesinin evine gittiler. Ömer’in kızı onun nerede olduğunu biliyordu; fakat Galip tam ağzından laf alacakken kızın annesi durumu anlayıp Galip’le Hülya’yı evden kovdu.

Ertesi gün Galip ve Hülya, anne-kızı takip ederken kendilerini bir alışveriş merkezinde buldular. Derviş’in kızla konuşabilmek için tek bir şansı vardı: Noel Baba olmak! Fakat Galip Derviş’in Noel Baba olması o kadar da kolay değildi. Kural 1: Eller sihirli mendillerle silinecek. 2: Noel Babanın yüzüne doğru nefes alıp verilmeyecek. 3: Yüzüne asla ve asla dokunulmayacak. Ve 4: Noel Baba her zaman gülecek diye bir kural yok! Derviş’in çocuklarla yaşadığı mecburi yakınlaşma şimdiye kadar izlediğim en eğlenceli sahneler listesinde kesinlikle zirveyi oynar. Bu bölümü sevmemin en büyük nedenlerinden bir diğeriyse Algı Eke’yi hemen hemen her sahnede izlememizdi. Oyunculuğa ve güzelliğe doyduk. Herkese afiyet olsun. Galip, Ömer’in kızıyla konuşacağı sırada Ömer de kızını görebilmek için oraya geldi ve Galip Derviş’le Ömer arasında heyecanlı bir kovalamaca gerçekleşti. Çağrı Bayrak’ın rejisini çok başarılı buluyorum. Artık şanslı olduğu için güzel bölümler ona mı denk geliyor bilmiyorum ama şimdiye kadar en beğendiğim bölümler hep Çağrı Bayrak’ın çektiği bölümler oldu. Eline, yüreğine sağlık diyelim.

Ömer’i emniyette ağırladıklarında tavırlarından ve son zamanlarda bulunduğu yerlerden dolayı katilin o olmadığı anlaşıldı. Peki ya kimdi? Tabii ki, komiser Meral! Aslında başından beri hedef İzzet değil zaten Nihat’tı. Nihat’ı öldürmesinin sebebiyse kendisini yakın zamanda terk etmiş, karısıyla barışmış ve ailesinin yanına geri dönmüş olmasıydı. Meral bunu kaldıramamış, Nihat’sız bir yaşam düşünememiş. Bildiğimiz terk edilmişlik sendromu. Plan zekiceydi ama hikayenin bağlandığı sahnelerde biraz duygu eksikliği hissettim. Meral’in, katil olduğunu anladıklarını öğrendikten sonra gidip fırınla uğraşması, her şey çok normalmiş gibi davranması, bana biraz yapmacık geldi. Sonuçta bölümlerdir tanıdığımız, aşina olduğumuz bir karakter değil. O bir katil ve her katilin yakalandığı zamanki tepkisi genelde birbirine benzer. Yine de çok takılmadım. Bölümü, en beğendiklerimin arasında yerleştirdim bile. Artık daha kaç defa izlerim bilmiyorum.


2013’ün en tatlı çifti: Galip Derviş ve Hülya Uçar.

Diziler arasında yılbaşını en erken kutlayanı Galip Derviş oldu sanırım. Yeni yılda Galip Derviş adına tek dileğim Belgin’in katilini bulması ve polisliğe kabul edilmesi. Ülkemiz ve bütün dünya adınaysa biraz olsun insanlık ve adalet diliyorum.

Yayında ve yapımda emeği geçen herkese teşekkür ederim. Gelecek bölümde görüşmek dileğiyle. Mutlu yıllar.
 
YORUMLAR




BUNLAR DA VAR