Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZETLİYORUM
Bu da mı gol değil?
Sezon: 3 Bölüm: 65

image

Geçen hafta köşe yazımda Karagül kadınlarını yazdığım için ayrıyeten özetli yorum yapmadım. Önce bu açıklama ile başlıyayım da kafasına göre takılıyor demeyin.;) 

Senaristlerimiz Murat öldüğünden beri araya soktukları flaş gelişmelerle asıl topu ortada çeviriyor, çevirirken de hikaye ekmeye devam ediyorlar. Yeteeeeeerrr diye kızayım diyorum pat başka yerden bir şey sokuşturuyorlar, ”ulann! tamam bu sefer de bir şey demiyeyim,” oluyorum. Ahahahha manyak ettiniz beni yaa. Seyrederken, dış gebe olduğundan hebersiz doğum sancısı çektiğini sanan hamile kadınlara döndük iyice. Sancıyı çek çek çek, ama ortada bir doğum yok. Sezonun yarısı bitti artık yavaş yavaş toparlamaya başlanmalı bence. Diziyi dördüncü sezona uzatmayı düşünüyorsanız eğer naçizane tavsiyem; efsane olacakken kestane olmanın alemi yok. 

Karagül setinin tatlış asistanı Elifcan’ın kadrajından Kendal’ın rüyası.

Kendal: Hikayenin başından beri, elini kana buladığında masal anlatma yeteneği zirvelere çıkıyor. Hayır benim anlamadığım adamın yaptıkları yapacaklarının teminatıyken her seferinde anlattığı masalı dinleyenler nasıl inanıyor bu adama apışıp kalıyorum. Murat’ı öldürdüğünde bütün konağı, Recep’i öldürttüğünde Melek’i, son olarak  Fırat’ı öldürdüğünde de Narini’ kafalayabildi ya, ne diyeyim nutkum tutuldu valla. Hadi ilk seferinde herkes yuttu, yine hadi, Melek de cehaletinden inandı diyeyim de Narin nasıl yuttu bu dolmayı aklım havsalam almıyor arkadaş. ”Oğlumu kucağıma almama kimse mani olamaz!” diyor, diyor da bütün yaptıklarına rağmen o bebeyi kucağına aldırırsanız eğer valla daha da izlemem ben. Hep Kendal’ın kazandığı, üste çıktığı çatışmalardan yeminle ciğerim soldu. İçim karardı kurudu ayol. Daha önce de dediğim gibi Kendal ile empati yapan yerlerim ağrıyor artık benim. Vallahi de tallahi de yapamıyorum. Hele  Melek’e yaptığı son hamlesiyle kanı beynime sıçrattı. Melek boşuna mı attı o tiradı? Dinlerken kafasını eğiyor ama yapacağından da geri durmuyor. Bir insan bir milim de mi ilerlemez arkadaş? Hep mi aynı teranelerle kafa ütüler? Namus da namus! Kendal hepsini öldürsün madem kurtulalım hepten, bu mudur yani? Kendal’a yeni meşgaleler bulun rica edeceğim. Kenan mı getireceksiniz ne yapacaksanız yapın da Kendal’ı şu kadınların tepesinden indirin artık. Her bölüm gitgide ”Kamu Spotu” haline dönecek bu yüzden. 

Narin: Bu karakter tek başına suçlu değil. Bunu herkes kabullensin bir kere. Narin Baran’ı kaybetme korkusuyla yapıyor bütün yaptıklarını. Seyrederken içimden ”ulan biriniz de konuşun şu kadınla da korkularını bastırın,” diyip duruyordum ki, çok şükür Kadriye’nin aklına geldi. Kadriye olabilecekleri gayet güzel anlattı lakin Narin anlamaktan ziyade maalesef anlamak istemediği için ikilem yaşamaya devam etti. Bir yandan olması gerekenin farkında ama Baran’ın onu yok sayacak olma ihtimali en büyük korkusu. Biz seyrederken rahat bir şekilde ”Baran niye sırtını dönsün ayol? Bunca senenin emeğini ayak altına alacak çocuk mu o?” diyoruz demesine  de Narin’in bunu tecrübe etmeden bilmesine ve dahi anlamasına imkan yok ki. O korkuyla yardım görebileceği her yılana sarılıyor. Abisinin ona veda etmeden gitmeyeceğini bile bile yine de yılana sarılıyor. Dediğim gibi kızamıyorum ben Narin’e. Üzülüp, korkmasına üzülüyorum. Narin’e kızdığım nokta ise tabi ki Oğuz’a sırtını dönmesi. Valla adıgüzel, Oğuz’a yaptığın amiyane tabirle mallık. Nimete nankörlük…

Bu çalışmanın adı da Uyuyan Güzel olsun.

Ebru: Seneler sonra yanında süpriz yumurtası ile gelen Fikriye bile Baran sırrını öğrendi Ebru hala dönenip duruyor. ÇILDIRECEĞİİİİİMM! Fırat’ın da gider ayak bir iş becereceğine ihtimal vermiyordum zaten de insan umut ediyor işte. Ebru ve Baran rüyalarda kavuşsun anca. :(( Baran’ı geçtim bari Ebru öğrensin de Kendal’la onun bunun derdi için değil kendi hakkı için çatışsın. Ebru öğrendiğinde hikayenin kökü kurumaz ayol. Ben dizinin finalinde son 10 dakikada gerçeği öğrenmiş ve şok olmuş Ebru görmek istemiyorum. Oğlunu bilen, onun için savaşan o konağı o paçoz ailenin başına yıkmaya çalışan bir Ebru görmek istiyorum. Özlem gibi ağzında bakla ıslanmayan, düdüklü tencere misali fokur fokur ortada gezen bir karakterin hala ve haaalaaa sessiz durması inandırıcı değil bir kere. Her şeyi Narin söylesin istiyordum ama ona da gerek yok, artık kim söylerse söylesin raddesindeyim ben. ŞİŞTİM! 

Sibel - Ayşe: Biliyorsunuz ki Sibel, çok ama çok sevdiğim karakterlerden biri. O konakta ana gibi ana dediğim bir o bir de Emine  var açıkçası. Özlem alt kata indiğinde Kendal ile aynı yatakta yatması çok kanıma dokunmuştu. Sibel’in duruşuna ters bir kere Kendal’ın yatağına yatmak. Neyse bu hafta indi Özlem’in yanında yattı. Daim olur inşallah. Ayşe’ye gerçeği söylemek yaptığı en akıllıca işti. Narin gibi korkak davranmadı. Babasını söylemese de kendisini anlattı en azından. O yükünü indirdi ama olduğu gibi Ayşe’nin sırtına koydu aynı yükü. Çünkü o yük bir hamlede sırta yüklenebilecek hafiflikte değil. Sibel kızına kendini anlatmak için amfide evlat hasretini çok dokunaklı bir şekilde anlattı anlatmasına ama Ayşe’nin doğduğundan beri yalan üzerine kurulan hayatını bir kenara atıp hemen affetmesini istemek Sibel’in hakkı değil şu kertede. Ayşe’nin de kırgın ve kızgın olma hakkı onda mahfuz olmalı. Annelik çok kutsal tamam, onları yerlere göklere koymayalım tamam ama evladın da evlatlık hakkı var. Ve Ayşe’nin de hakkını helal etmeme özgürlüğü olmalı. Ayşe küs kalma isteğinde sonuna kadar haklı. Annesiyle helalleşecekse de kendisi ne zaman isterse o zaman olur bu. Barıştı diyelim, bir şekilde babasının yaşadığını ve burnunun dibinde olduğunu öğrenirse ne olacak peki? Annelik hakkı var evet ama rvlatlık hakkı da var ve o da korunmalı.

image

Melek - Sabri: Şamverdi konağının hiçbir şeyi düzgün olmadığı için maalesef Melek’in kaderi de düzgün değil. Konağın temeli sakat anacım. Baldızına hallenen baba mı dersin, üç kadın alıp hepsinin hayatına kan doğrayan büyük ağabey mi  dersin, iki kadını aynı anda idare edip kendi evladını mal için satan küçük ağabey mi dersin, ne ararsan var şerefsizlerde. Bu kadar yamuklukta Melek’e Serdar gibi bir insan güzelinin denk geleceğini zaten düşünmüyordum da Sabri nedir ya? Adam hâzâ psikopat! Psikopatı geçtim, Kendal gibi namus da namus diye diye contaları yakmış bir kere. Karısını öldürmüş lan adam! Daha ne olsun! Sabri’den Melek’e yâr olmaz/olmamalı. İnsan, ismiyle müsemma olan o kızcağıza layık görmemeli yani Sabri’yi. Ben görmüyorum kusuruma bakmayın. Ön teker nereye giderse arka teker de oraya çeker demenin hiç alemi yok.  Böyle gelmiş böyle gider masalını da dinlemekten öğk geldi. Sabri hikayede kalsın diye adam olacaksa da gitsin az ötede Melek’ten uzakta adam olsun. 

Ada - Maya - Serdar: Şimdi bu üç insan güzelinden Serdar-Maya ikilisinin Ada’nın tornistanının sebebini hala çakozlamamaları normal mi?  Ya bir kere Ada’da Serdar’ı Emre için bırakacak göz var mı ayol? Konunun ne olabileceği zaten belli neyin anlam verememesi bu arkadaş? Hayır Serdar Emre’ye kafa atarken yüzüne de mi bakmıyor? Ben Serdar olsam; ”beni bunun için bırakan, zaten haketmemiştir,”  deyip artiz artiz uzaklara bakarak yürür giderdim. ahahahhahaha! Allah aşkına inandırıcı mı yani? (Böyle de şekilciyimdir asdfghjhgfds) Maya dereceyle hukuk kazanıyor ama Ada’nın değişmesine anlam veremiyor???? Ay ben gülerim… Bir kere öyle bir durumda bir kadının aklına gelecek ilk şey ”ulann!! Serdar’a benim de aşık olduğumu anladı mı acaba?” sorusu olur. Bu mevzunun uzamasının tek hayırlı yanı Ada’nın burnunu gökten indirip Baran’ın kıymetini anlaması oldu. Bak ne güzel abisiyle gezip dolaşıp muhabbet ediyor. Hakikaten bu mevzu fazla uzadı. Ada deli dolu ama yine o toparlar bu mevzuyu, benim kızçeme güvenim tam. Emre ve Deniz’in gelmesiyle dersane mevzusu şenlikli oldu olmasına da o çeteye Baran da lazım. Baran okumalı. (Murat ne kadar defolu bir herif olsa da) Anası babası gibi okumuş  bir çocuk olmak yaraşır ona. Bir de Serdar servis şöförlüğünden başka bir iş yapacak değil mi inşallah? 

Fikriye Kendal’a laf sokarken gözlerini çok pis deviriyor bak, hakkını yemiyim.

Fikriye: Şimdi bu bacımızın gelişi hiçbir yaraya derman olmayacaksa fazla allayıp pullamadan hakkın rahmetine kavuşturun lütfen. Fırat gibi ”abi bu adamın işlevi ne?” sorularıyla etrafta dolanacaksa hiç gereği yok. Fırat da böyleydi, ”bak söylerem haaa,” diyip diyip yaralı parmağa işemeden iki sezon dolandı durdu. Adamın yaşaması bir işe yaramadığı gibi ölmesi de bir işe yaramadı. Fikriye ve Kenan bir dramın mağdurları gibi görünüyorlar da valla tuzları kuru bir şekilde yaşamışlar anladığım kadarıyla. Mehdinin mallarını Murat ve Kendal yiyordu zaten Kenan’la Fikriye’yi de ihya ediyorsa bu mal mülk, Kadriye niye kasa patlatıyo lan? Nerde paralar? Fikriye Kendal’a laf soksun iyi hoş da, boş atıp kuru sıkanlardan hepimize ikrah geldi zaten, icraat yapmayacaksa göz devirip laf falan sokmasın bir zahmet.

Sonuna kadar sabırla okuyan gözlerinize sağlık…

YORUMLAR




BUNLAR DA VAR