Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZETLİYORUM
Bir ülke olarak A.Ş.K: Erkekler dövüşürken, filler tepinirken manzarayı seyre dalmak
Sezon: 1 Bölüm: 11

“Her şey senin iyiliğin için."

Madem ki görsel kültürün öğeleri; aklımıza kazınan fotoğraflar, unutmaya çalıştığımız görüntüler, şoklar ve son dakika haberleri, içinde bulunduğumuz siyasi ve ekonomik durumdan bağımsız değil, madem ki evlendirme programlarından tutun yetenekleri Acun dünyasının dehlizlerinde kaybolmuş hayatlar bizden hiç mi hiç uzak değil, ve madem ki, gazetelerin üçüncü sayfa haberleri izlediğimiz dizilerin bile hayal edemediği cinsten, o zaman A.Ş.K’ı bir ülkeye benzetmemizi yadırgamayın. Böyle bir ÖzetliYorum yazmamıza, kollarını kavuşturup kavga izlerken “Erkekler dövüşürken araya girilmez,” gibi bir laf eden, bu bölümde tanıştığımız Neslihan’ın kardeşi Sedef neden oldu. Tanıştıralım; A.Ş.K coğrafyası:

DURUMA GÖRE HAİNLER: KEREM VE HAKAN
Kerem bir zamanlar şüpheyle yaklaştığımız, sonra yavaş yavaş ısınmaya başladığımız, ardından bir anda kara listeye aldığımız düşmanımız. Hatırlanacağı gibi Kerem artık kararını vermiş, sadece ve bütün kalbiyle Şebnem’i sevdiğini söylemişti Azra’ya. Bu yolun dönüşü yoktu; Kerem, hep söz verdiği gibi, Şebnem’in yanında yaşlanacaktı. (Ve fakat Şebnem’in hastanede kaldığı süre boyunca Kerem’in üstünü değiştimek için bile olsa eve nasıl uğramadığını anlamadığımız gibi, Şebnem’e yazdığı ve artık hükmü kalmayan ayrılık mektubunu da bu süre içinde nasıl ortadan kaldıramadığını bir türlü anlamadık.) Burayı geçelim, önemli olan anne Nesllihan’in mektubu okuması, Kerem’in kızını gerçekten sevmediğini öğrenmesi ve Kerem’i bir anda evin içindeki hain ilan etmesi. Evlilikle birlikte şirkette bir anda üst pozisyonlarda görev alan, sürekli sevgisini ispatlama testinden geçirilen Kerem, saniyede kapının eşiğine yerleştirildi, başına da "Casus doğdum ezelden," diye türkü yakan ailenin eski gözbebeği ve her daim haini Hakan dikildi. Şebnem’i hastalığında yalnız bırakıp giden Hakan, Kerem’den kurtulmak için Vurallar'ın oynamaktan çekinmeyeceği son kozu oldu. Vurallar’ın mı dedim? Buyrun olayın asıl mimarı Neslihan Hanım’a...


“En doğruyu o bilir”

HAVAYI KOKLAYANLAR: NESLİHAN
A.Ş.K bir ülkeyse Neslihan Hanım onun görünmez yöneticisi, düzenleyicisi, el altından planlar yapanı. İşinin bittiği, yüzüne bakmayacağı adamla çıkarları uğruna yeniden masaya oturanı. Kerem ve Hakan kelimenin gerçek anlamıyla dövüşürken 'yelkenleri nasıl kendi tarafıma doldururum'un hesabını yapanı. Duruma göre kavganın taraflarından kahraman yaratanı. Şebnem’e o kahramanı gümüş tepsi içinde sunanı. Neslihan’a böyle söylesek der ki; bütün bunlar kızım için, o tekrar hasta olmasın diye. Bilmiyor ki, her hareketinin altında yatan kontrol takıntısı, kendi gücünü pekiştirmekten başka işe yaramıyor. Bana muhtaç olunsun da ne olursa olsun hali. Oğlu Can’a söylediğine de bakın bu bölümde; “İşadamı vasıflarına sahip olsaydın da yapsaydın”. 'Sıkıysa' der gibi. 'Ya sev ya terk et' gibi. Can’dan bir Behlül Haznedar yaratamayacaksınız senaristler. Can, ailesini erken kaybetmiş ve amcasının şımartmasıyla büyümüş birinden çok, annesinin iktidar alanı açmamasından dolayı nefes alamayan, güdük kalmış bir çocuk. Neslihan’ın ise her şey Şebnem için laflarına artık karnımız tok.

KÜÇÜK VUKUATLARI OLANLAR/GEÇMİŞİNDEN DE KOPAMAYANLAR: CAN VE ECE
Bu grup, zorla yoldan çıkarılan ya da usulca yola gelen grup. Kolayca Neslihan başkanın oyunlarının bir parçası olabilirler ya da bunca dalavereden sıkılıp kartları değiştirebilirler. Can bugüne kadar Neslihan’ın oyun düzeninde yaşamış, Azra’yla karşılaşana kadar da halinden gayet memnun bir oyuncudur. Parası vardır, keyfe keder işe gider, ilişkilerde sıfır sorumluluk, azami haz peşindedir. Ama öyle görünüyor ki Can Azra’ya gerçekten de aşık. Hem de ilk zamanlarının aksine onun alt sınıftan gelmesi zerre umrunda değilken aşık. Hababam Sınıfı skecine benzer bir şeyler anlatırken bile aşık, üstelik onu tanıyamadığımız hallerde: Utangaç ve kendine güvensiz. Geçmişi, kötü şöhreti onu kovalayan bir lanet gibi. Fakat yine de yıkandım, temizlendim, cezamı çektim de geldim der gibi. Eski oyunlar kimin umrunda; Azra’ya aşkını kanıtlayacak, anneyi rahatsız etme pahasına. Ece ise Neslihan Hanım’ın baş oyuncularından. Dı. Emeğinin sömürülmesi konusunda aklı bir karış havada ama başka konularda aklına bin türlü hinlik gelen türden. O da oyundan atılınca, yani Neslihan tarafından işten kovulunca, kendi kartlarını karar ve Can’ın son dakika müdahalesiyle şantajlı montajlı bir video skandalından kılpayı kurtuluruz. Voila! Ece yine oyundadır ve Can’ın asistanı olarak yeniden Vural Holding'de işe başlar.

GALEYANA GELMEYE HAZIRLAR: AZRA VE MELİS
Bu iki arkadaş ellerini birleştirip öne doğru eğilir önce, yanlarında kupa çayları onlara eşlik eder ve birbirlerine gözlerini aça aça konuşurlar. Akıl erdiremedikleri bu oyuna bir noktada öyle ya da böyle dahil olmak isterler. Karanlıkta kalan, cevaplayamadıkları sorular olunca yine düşünmeye başlarlar:

(Mealen)

Melis: Mektup yazmalısın.
Azra: Evet Kerem mektup yazsın ve bu iş tamamen bitsin.
Melis: Tamam!
Azra: Tamam!

M: Kerem’e olan aşkın zamanla küllenecek, Can’ı sevmeyi dene.
A: Küllenecek di mi?
M: Küllenecek. Kül.
A: Tamam Kül.

A: Hayatı zindan edeceğim ona. İntikam, düşmanlık...
M: İntikam!

Azra tam elini eteğini çekmişken her şeyden, zenginlik hırsından eser kalmamış, Kerem’e olan aşkından gözleri kör olmuşken, bu ülkenin dalaverelerine alet olmayacak, Neslihan’ın ülkesinde değil, Antalya’da Kerem’le kuracakları cumhuriyette yaşayacak, ne güzel demiştik. Son diyalogtan da anladığınız üzere, yanılmışız. Azra is back in the game. Beyler yer açın. (Ece, sen de yanaş.)


Kaç bunlardan Şebnem, kaç.

HİÇBİR ZAMAN REŞİT OLDUĞUNA İNANILMAYAN HALK: ŞEBNEM
Şebnem hasta. Şebnem yorgun. Şebnem dinlensin, Şebnem üzülmesin. Herşey onun iyiliği için. Tüm bu yalanlar. Kimisi acıdığı için onu sevdiğini düşünür, diğeri kaderin taşlarını teker teker gözünün önünde dizilmesini ister. Şebnem’in aklı ermez, Şebnem’in gücü yetmez. Şebnem kendi başına karar veremez. Bavulunu toplayıp ölüme gitmeyi istemek fazladır ona. Ölmek bile bu ülke sınırları içinde olmak zorundadır. İcazet Neslihan’dan ve onun kurmaylarından alınır. O hasta oldukça Neslihan güçlüdür. Bu ülke her şeyiyle Şebnem’i hasta eder. Ve kimse, doktoru bile, anlamaz; bir türlü reşit kabul edilmediği, fikrinin usulen sorulduğu, geçiştirmeler üzerine kurulmuş ilişkiler bütünü bir türlü Şebnem’i büyütemeyen. Ve iyileştirmeyen.
 
YORUMLAR




BUNLAR DA VAR