Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZETLİYORUM
Bir Mahalle Düşerken!
Sezon: 5 Bölüm: 2

Shameless’ta bu sezon hikâyeler daha derinden ama belirgin bir şekilde ilerliyor. İlk yazıda da söylemiştim, gentrifikasyon (soylulaştırma, cilalama) bu sezonun ana konusu olacak fakat yanlara başka şeyler serpiştirmeyi de ihmal etmiyorlar.

İkinci bölümde üç ana mevzu vardı!

İlki Frank’in dile getirdiği, gentrifikasyon yani fakir insanların ya da işçi sınıfının yaşadığı bunun yanında şehre uzak olmayan bölgelerin ehlileştirilmesi vakası! Benzer örneklerini Türkiye’de görmek mümkün. Tarlabaşı ve Sulukule örnekleri yanı başımızda duruyorlar. Elbette niceleri de! Mahallede kapı kapı dolaşıp, “Evlerinizi iki katı fiyatına alıyoruz!” sözü çoğu kişinin ilgisini çekmiş gibi. Frank bununla mücadele edeceğini, daha önce de böylesini yaşadığını açıkça dile getirdi. Geçmiş sezonları da hatırlarsak hak, hukuk ve adalet bazlı söylemlerde Frank bambaşka bir kimliğe bürünüyor. Onun en büyük sorunu iyi bir baba olamaması! Ayrıca Lip’in de yıkıcı ekipte üniversite harçlığını çıkartmak için çalışıyor olması da ayrı mevzu!

Bir şey mi dediniz?

Bölümün ikinci olayı ise Kilise’nin eşcinsellere karşı tutumuyla ilgiliydi. Ian bir asker cenazesine katılır. Hem de üniformasıyla. Hatırlayacağınız üzere kendisi kaçaktır. Helikopter çalmıştı yanlış hatırlamıyorsam ve Lip’in adıyla gitmişti askere üçüncü sezon sonunda. Neyse! Cenaze sırasında bir grup insan “Tanrı askerleri öldürüyor çünkü Amerika ibneleri seviyor” diye bağırıyor. (Buradaki ibne kelimesi eşcinsel karşıtı/düşmanı bir anlam taşıyan ‘faggot’a karşılık geliyor.) Tabii Ian durur mu? Hepsini ölesiye dövme hissiyatıyla üzerlerine doğru yürüyor ama Mickey onu şimdilik engelliyor. Bu asabi tavırlarının altında Ian’ın psikolojik sorunlarının yattığı da ortada. Ama mevzu bu değil! Eve giden Mickey ve Ian birkaç arkadaşlarıyla birlikte Kilise’nin papazına bir oyun oynuyorlar. Çok fena çok!!! Bu kısmı anlatmayacağım sadece şöyle demek yeterli! Papaz karşı olduğu şeyin içerisinde buluyor kendisini!

Fi ve Deb kop koplarda!

Üçüncü durum ise Fiona ve onun belayı üstüne çeken halleriyle ilgiliydi. Şartlı tahliyesi sona eren Fiona ayağındaki bilekliği kendisi çıkarır. Hafta sonu olduğu için bunu yapar, iki gün daha bekleyemez. Başına iş alacak mı bilinmez ama yaptığı çok ters! Patronuyla ilişkiye girmeye çalışsa da kendisi gibi sorunlu olan Sean, Fiona’dan uzak durmaya çalışır. Fiona her ne kadar eskisi gibi değilim dese de bölümün sonunda onun belayı üstüne çeken yanını bir kez daha görürüz. Özellikle Sean’ın bahşiş bırakmayan müşteriyle kavga eden Fiona’yı savunması işe takdire şayan. Ama bu durum Sean’ın da dediği gibi Fiona’nın bela getiren tarafı…

Svetlana her işte usta!

Bölümde ayrıca Kev ve V arasındaki ebeveyn olma mevzusu da bir tık öteye geçmiş oldu. Kev saçlarını kestirdi. Mickey’nin fahişelik yapan karısından yardım alması ise Kev’in başına işler açacak gibi. V kendi çocuklarını Svetlana’nın emzirdiğini, üstüne bir de Kev’in çok sevdiği saçlarını kazıttığını görünce çılgına döndü.

Deb’in çocukluktan çıkma halleri devam ediyor. Carl, Deb’in arkadaşıyla tekerlekli sandalyede öpüşe dursun, bizim ergen kızımız havuzdan saçlarını savurarak çıkan çocuk tarafından ağır bir darbe yedi. Sanırım Deb bunun altında kalmayacak. Zaten Svetlana sayesinde o da saçlarını kesti, makyaj yaptı. Güzelliğiyle erkekleri büyüleyecek gibi. Göreceğiz…

YORUMLAR




BUNLAR DA VAR