Okuması izlemesinden daha heyecanlı!
logo logo logo logo logo
Bu sitede yer alan yazılardan yazarların kendisi sorumludur.
Referans vermeden kullanmayınız.
ÖZETLİYORUM
"Ben sevmekten önce terk edilmeyi öğrendim"
Sezon: 1 Bölüm: 9

“Solmuş bir çiçeği diriltmeye çalışmak kadar anlamsızdı, bitmiş bir ilişkiyi yeniden yaşatmak.”

Bölüm, “1 hafta sonra” ibaresiyle başladı. Geçen hafta yaptığım tahminlerin boşa çıkmış olmasına sevindim. Orkun-Mira hikayesi “fırsat bu fırsat” düşüncesiyle daha fazla sündürülmedi. Yaman, Orkun’a manevi bir borç hissetmedi. Orkun da olayı fazla uzatmadı. İhaneti ortalığa dökülünce desteği Sude ve Faruk’ta aradı ama gittiği her kapı bir bir suratına kapandı. Sanırım rolü ve işlevi önümüzdeki bölümlerde biraz daha azalacak. Zaten çok yapmacık bir kötüydü. Hiçbir inandırıcılığı yoktu. Fakat “gelen gideni aratırmış” derler ya; bu Tan efendi, çok canlar yakacağa benziyor.
Tan, Mira’nın yeni piyano hocası olarak girdi diziye. Daha gördüğüm ilk anda over-doz mimikleri dikkatimi çekti. Dedim “ya çok antipatik bir oyuncu ya da altından bir bit yeniği çıkacak”. Dediğim gibi de oldu, psikolojik sorunları olan, yüksek derecede saplantılı biri çıktı Tan. Önce Orkun’a bıçak çekti, ardından Mira fotoğraflı yap-boz’u tamamlayışını izledik. Karakterin iç dünyasını, ruh halini, geçmişini, neden veya nasıl böyle biri olduğunu ilerleyen bölümlerde daha net bir şekilde anlarız. Ama biraz yapmacık ve 3. sınıf bir kötü makyajı olduğunu da söylemek zorundayım. Keşke Orkun daha doğru işlenseydi de böyle geçici ve demode psikonevroz karakterlerle dramatik çatışmalar yaratmaya gerek kalmasaydı. Bakalım Tan, Yaman ve Mira’nın hayatında ne gibi fırtınalara sebep olacak?
 
"Yaman ve Mira'yı yakınlaştırmak için dönüyor dünya."

ÖNCE TERK EDİLMEYİ ÖĞRENENLER KULÜBÜ
Yaman-Mira aşkına gün geçtikçe biraz daha alışıyorum. Bu bölümdeki sahneleri de geçen bölümde olduğu gibi çok güzel yazılmış, çekilmişti. Mira “Ama ile başlayan cümleleri sevmiyorum” dedikçe,  Yaman attığı her adımda temkinli davranmaya devam etti. Ama(!) onun da makul bir mazereti vardı. Sevmekten önce terk edilmeyi öğrenmiş Yaman. Bir insana güvenip kalbinin kapılarını ardına kadar açmasına engel olacak çok fazla talihsizlik sığdırmış 18 yıllık kısacık geçmişine. Önlerine ne kadar çok engel çıkarsa çıksın, aralarındaki güven duvarını aşmaları ikisi için de önemli bir gelişmeydi. Beklenen öpücük, Ece Yörenç’ten beklenmeyen bir hızla, henüz 9. bölümdeyken, finaldeki dönme dolap sahnesinde gerçekleşti. Yalnız o halay ve çiftetelli romantizmini anlayamadım. Dizi karizmatik havasından çıkıp bir anda boyut değiştirdi. Medcezir’i izlerken “Ankara’nın Bağları”nı dinleyeceğim hiç aklıma gelmezdi. Yabancı bir işi Türkiye’ye uyarlamak derken kastedilen şey bu olmasa gerek? Bir daha yapılmamasını şiddetle tavsiye ediyorum.   Mert-Eylül ilişkisi de bu bölüm büyük bir ivme kazandı. Aşkta bir türlü şans yüzüne gülmeyen Eylül, egolarını tatmin eden Mert’i de kaybedeceğini düşününce iyice panik yaptı. Mert’se Eylül’ü tavlamak için gerekli taktikleri, kendisine ilgi duyduğundan habersiz, Tuğçe’den aldı. Finalde her ne kadar Eylül’den Mert’e pozitif sinyaller geldiyse de bu aşkın Yaman ve Mira aşkı gibi çabucak gelişeceğini düşünmüyorum. Mert, Eylül’ün peşinden koşarken baya bir yorulacak. Önce Yaman’ın dostluğu sayesinde büyüdü Mert, şimdi sıra aşk acısında. Eylül’den yiyeceği kazıklar, onu baya bir olgunlaştırır. Mert’in büyümesini izlemek de hayli keyifli olacak.

*

ADALET TERAZİSİNİN DENGESİNİ İYİ İNSANLAR SAĞLIYOR
Bölümün bir diğer cephesini de Selim’le Ender arasındaki gerilim oluşturdu. Selim’in Asım Şekip Kaya aleyhine açılan davanın avukatlığını yapacak olmasına Ender’in haklı tepkisi, Asım Bey’in araya Faruk’u sokmasıyla farklı bir şekle büründü. Geçen bölüm de değindiğim gibi, bazı insanların karakterleri “para”dan oluşurken, bazı insanlar da Selim gibi olmayı başarabiliyor. Asım Şekip Kaya gibiler insanı yaşamdan soğuturken, Selim gibi iyi insanlar da adalet terazisinde dengeyi sağlıyor. Medcezir’i izlememizin en büyük nedenlerinden biri de bu. Gerçek hayatta parası olan kazanıyor diye, dizilerde paranın her kötülüğe gücünün yetmeyişini izlemek bize kendimizi bir an olsun kandırma ve bu zevki tatma keyfini yaşatıyor. Ayrıca burada cast sorumlusunu da seçimlerinden dolayı tebrik etmek istiyorum. Barış Falay ve Mine Tugay gibi iki şahane oyuncuyu yan yana getirmek kimin fikri idiyse aklıyla bin yaşasın.   Eski defterlerin kapandığı, yeni başlangıçların, ilk öpücüklerin, yeni kararların farklı aksiyonlara gebe olacağı, hem rejisi, hem senaryosu, hem de müzikleriyle çok temiz ve sağlam bir geçiş bölümü izledik. Bitiş jeneriğindeki senaryo kısmında sadece Ece Yörenç ismini görünce şaşırdım. Melek Gençoğlu projeden mi ayrılmış, birkaç bölümlüğüne izne mi çıkmış bilmiyorum, eksikliğini hissetmeyiz umarım. Yayında ve yapımda emeği geçen herkese teşekkür ederim.
 
YORUMLAR




BUNLAR DA VAR